"O halde Allâh’a koşunuz" {1}  Her mü’min kul seferle mükelleftir. Sefersizlik ise sorumluluklara son vermenin, kendinden vazgeçmenin, hatta kendini yok saymanın adıdır.

Birbirini tamamlayan iki sefer vardır:  İ’lay-ı kelimetullah davasını sürdürmeye yönelik cihad seferi…

Bir de kalbe yönelik derunî, kalb aleminde yapılan sefer…
İçe doğru derinleştikçe dışa doğru yürüyüşün de önü açılır. Düşünün! Kalbi dünya malına ve şehvetine esir düşmüş bir zavallıyı siz hangi sefere ikna edebilirsiniz?
İmtihan önce kalpte ya kazanılır ya da kaybedilir…

Yürek dünyasında sınavı kaybedenlerden başka türlü bir zafer beklenemez ki!
Yeryüzü değerlerine çakılı kalan, basit lezzetlere takılı duran kalpler Allah yolunda seferi nasıl kaldırsın.
Cihattaki gaye, gönüllerin İslâm’la buluşmasının önündeki engellerin bertaraf edilmesidir.
İslâm kalplere hâkim olunca, onun hayatımıza hâkim olmasını kim önleyebilir.
Biz yürümeye devam edeceğiz… Yolları açacak olan var…
Biz bize düşeni yaparız…  Yüreklerde etkisini sağlayacak olan Allah’tır…
Ateşi güle çevirenden, denizi cadde kılandan ümidimizi kesecek değiliz ya…
Hasılı:
Sefer yüreksiz, yürekte sefersiz olmaz.

{1} Zariyat Suresi: 50

Mahmut Şevket USTAOSMANOĞLU