Bütün ulvî yükselişlerin temelinde acı ve ıstırap vardır. Rahatlık ve şımarıklıktan sadece hayal kırıklığı ve hüsran doğmuştur.

 

    Geçici sıkıntılar ve acılar mutlaka olacaktır. Başı ve sonu iyi olan yolculuğun ortalarında geçici zorluklarla karşılaşmak da mukadderdir.
    Düşünün! Hangi yavru düşüp kalkmadan yürümeyi öğrenmiş, hangi tohum toprağın karanlık bağrında beklemeden yeşerebilmiştir.
    Kuyunun kahrı çekilmeden Yusûf (Aleyhisselam) olunur mu? Ben iman eriyim demek kolay. Bunu ispat etmek için imtihana çekerler insanı.
    Sabır, işin sonunu gözlemek, sabırsızlık ise işin âkıbetini göremeyecek kadar kısa ve dar görüşlü olmaktır.
İlk saf ve meydanlar daima işlerin sonunu iyi görenlere nasip olur.
Mevlânâ diyor ki:
    - Yağmur yağmadan ot biter, gül açar mı? Akarsuyun bulunduğu her yerde yeşillik ve bereket vardır. Her şey küçük başlar, sonra büyür. Bunun tek istisnası sıkıntıdır.
    O, büyük başlar, giderek küçülür.
    İllâ sabır… İllâ sabır…


Mahmut Şevket Ustaosmanoğlu