Evlilik,  yeni akrabalık çevresinin oluşmasını sağlayan kuvvetli ve manevi bir bağdır. Bu bağ aracılığı ile yeni bir mahremiyet penceresi açılır. Yani yeni bir anne, baba, kardeşler, amcalar, dayılar, halalar ve teyzeler olur. Bunlardan her biri ile mahrem-namahrem ilişkisi içerisinde olunacaktır. Bunun için kimlerle hangi sınırlara sahip olduğunun bilinmesi gerekir.


 

"Mü’min kadınlara da söyle gözlerini sakınsınlar; edep yerlerini ve çevresini örtsünler. Görünen kısım dışındaki süslerini açmasınlar. Başörtülerini yakaları üstüne kadar indirsinler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, elleri altında bulunan esirler, ele bakar hâle gelmiş ve erkekliği kalmamış kimselerle kadınların edep yerlerinin farkına varamamış çocuklar dışında hiç kimseye süslerini açmasınlar…" {1}

Kişi evlilik hayatına atıldığında sahip olduğu eşyaları yenileme ihtiyacı duyar. Aynı şekilde daha önemli ve değerlisi olan evlilikle ilgili bilgilerin varsa tazelenmesi yoksa öğrenilmesi veya takviye edilmesi gerekir. Bu noktada iyi irdelenmesi gereken bir mevzu da mahremiyet sınırlarıdır. Bu konu diğer sayfalarda daha derin incelenmesine rağmen konumuzla yakından ilgisi olması hasebiyle özet şeklinde de olsa üstünde duracağız. İslam’a göre evlenilmesi haram olan kişiler iki başlık altında incelenir:

1. Evlenilmesi ebedî haram olanlar
2. Evlenilmesi geçici haram olanlar

Mahremiyet: Erkeğin kadına aralarında evlilik caiz olmayacak derecede yakın olması.
Mahrem: Yakınlıktan dolayı nikâhı haram olan kimse.  Ayrıca saygı anlamına da gelmektedir. Kendisi ile evlenilmesine müsaade edilmeyen, nikâh düşmeyen anne, baba, kardeş amca, hala, dayı teyze gibi birinci dereceden olan akrabalara kullanılmaktadır. Karşıtı “namahrem” dir.


1. EVLENİLMESİ EBEDÎ HARAM OLANLAR

Bu tür haramlılık; nesep (soy), radâ’ (süt emme) ve sıhrıyyet (akrabalık, evlilik)  yolu ile gerçekleşmektedir.

A) Nesep (Soy) Bakımından Ebedî Mahrem Olanlar:  Kur’an’da ve hadisi şeriflerde bunun şöylece sıralandığını görüyoruz:

Erkekler için:  Anne, nineler, kızlar, kız kardeşler, halalar, teyzeler, erkek kardeşlerin kızları, kız kardeşlerin kızları ile evlenmek haramdır.
Kadınlar için:  Babalar, dedeler, oğlu, oğlunun oğlu, erkek kardeşler, amcalar, dayılar, baba ve annenin dayıları, baba ve annenin amcaları ve yeğenler ile evlenmek haramdır.

B) Süt Yolu ile Haram Olanlar:  Süt yolu ile haram olanlar, nesep yolu ile haramla aynıdır. Örneğin bir kızın, dayısı ile evlenmesi haram olduğu gibi sütdayısı ile de evlenmesi haramdır.
C) Sıhrıyyet Yolu ile Haram Olanlar: Buna "evlilik neticesinde doğan mahremiyet" diye isim verebiliriz. Bunlar da kadın açısından kayınpeder, kocasının başka kadından olan üvey oğul ve torunları, kocasının dedesi vb.

2. EVLENİLMESİ GEÇİCİ HARAM OLANLAR

Evliliğin geçici haram olmasından maksat çiftin o dönemde evlenmesine engel olan birtakım yasakların bulunmasıdır. Engel kalktığında ise yasak olan evlilik serbest (caiz) olur. Bu geçici mahremler de şunlardır:

a) Evli olduğu kadının mahremleri olan kız kardeşi, halası, teyzesi ile evlilik,
b) Başkası ile evli olan kadın ile evlilik,
c) Boşanmış veya kocası ölmüş ancak bekleme süresi (iddet)  bitmemiş olan kadın ile evlilik,
d) Allah’a şirk koşan bir kadın ile evlilik, {2}
e) Karısını üç talak ile boşamış ise
f) Dört evlilik yapmış ise beşinci evlilik caiz değildir.

Meseleyi kadın açısından ele alarak evli olan bir bayanın mahrem olan ve olmayan çevresi ile ilgili bilgilere göz gezdirebiliriz.

Karı-Koca

Karı koca arasında hiçbir şekilde örtünme zorunluluğu yoktur. Bedenlerinin her yerine bakabilirler. Ancak edebi muhafaza için bakılmaması daha uygun olur. Âişe annemiz Efendi’mizin avret mahallini, Efendi’mizin de kendisinin avret mahallini hiç görmediğini rivayet etmiştir. {3}

Gelin- Kayınpeder İlişkisi

Kayınpeder kelimesi, "kayın" ve "peder" kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiş olup kayın/kaim Arapça "yerine geçen", peder Farsça "baba" anlamındadır. Babanın yerine geçen, baba gibi tercüme edilebilir. Kadının, babasına karşı mahrem ilişkileri nasılsa kayınpedere karşı da odur. Daha somut örnek verilecek olursa özel bir fitne söz konusu olmadığında kayınpederinin elini öpmesi, baş başa kalmaları, kayınpederinin yanında saçlarının, kollarının ve boynunun açık olması haram değildir. Kayınpederinin hizmetini yapabilir, yapmalıdır. Ancak her hâlükarda aradaki mahremlik sınırlarını zorlayarak fitnenin kapısını aralamamak gerekir. Bu mahremiyet evlilikle başlar. Yoksa evlilikten önce kız isteme, nişan gibi merasimlerde kızın kayınpederi olacak şahsın, erkeğin de kaynanası olacak kadının elini öpmesi haramdır. Erkek ve kız arasındaki mahremiyeti kaldıracak nikâh olmadığından birbirlerine namahremdirler.

Kayınpeder ve gelin arasında koca gibi mutlak bir mahremiyet de söz konusu değildir. Gelinin kayınpederine göstermesi yasak olan bölge, göğsün üst tarafından başlayıp diz kapaklarına kadardır. Kollar bu bölgeye dâhil değildir.

Evliliğin gerçekleşmesi ile ister kocası ile ilişkide bulunulsun isterse bulunmasın kayınpederi ebedî mahremler arasında yer alır. Nikâh kıyıldıktan sonra ayrılığın gerçekleşmesi, kocasının bir süre sonra vefat etmesi veya kocasından ayrıldıktan sonra başka bir adamla evlenmesi eski kayınpederi ile arasındaki bu ebedî mahremiyeti zedelemez.

Gelinler bağlayıcı olmamakla birlikte kayınpederlerinin hizmetlerini görmelidirler. Hele hele kaynana ve kayınpederi yardıma muhtaç olduğunda ihtiyaçları ile meşgul olmak dinimizce büyük mükâfat kazandıran işlerdendir. Kendilerinin de bir gün kaynana olacaklarını akıldan çıkarmamalıdırlar. Az önce anlatılan gelin-kayınpeder ilişkisindeki hükümler, damatla kayınvalide arasında da geçerlidir.

Gelin- Kayın İlişkisi

Kadın veya kocaya göre birbirlerinin erkek kardeşine "kayın" denir. Eşinin kardeşi olması, namahrem bağına tesiri yoktur. Bu nedenle gelinin, kaynı ile kapalı bir odada baş başa kalmaları haramdır. Aksi hâlde üçüncüleri şeytan olduğundan fitneye kapı aralanmış olur. Gelin, dışarıdaki erkeklere karşı tesettür ve davranış ciddiyetini muhafaza ettiği gibi kaynına karşı da gerek tesettüründe gerekse davranışlarında ciddi olmalı, sulu davranışlardan kaçınmalıdır. Ancak misafirlik gibi çeşitli sebeplerle aynı evi paylaşmak zorunda kalırlarsa baş başa kalmamaya veya üçüncü bir kişinin olmasına dikkat edilmelidir. Gerekirse evde kimse yoksa o eve girmemelidir.


NEBEVİ İKAZ
Peygamber’imiz (sallallahu aleyhi ve sellem) , bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
"Sizleri (beraberinde mahremi bulunmayan) kadınların yanlarına girmekten menederim."Bunun üzerine ensardan bir adam:
 "Ya Resûlellah! (Kocanın babaları ve oğullarından başka diğer) erkek akrabalarına ne dersin?" diye sordu. Resûlullah:
"Onlarla halvet (baş başa kalmak) ölümdür" buyurdu. {4}


Gelin-kayın mahremiyeti hakkında mevcut olan hükümler, kadın ve kocasının amcası, dayısı, amca ve dayı çocukları hakkında da aynen geçerlidir. Mesele damat açısından ele alındığında baldızı ,{5} hanımının halası, teyzesi, hala ve teyze kızları ile aralarında  yukarıda anlatılan namahremlik ilişkisi vardır.

Kırmızı Çizgiler

Namahremlere karşı özellikle dikkat edilmesi gereken konular şunlardır. Kadın;

1) Ahzab suresinin 56. (cilbab) ayeti gereği kıyafetine,
2) Baş başa, kapalı bir oda kalmamaya (halvet),
3) Ziynet eşyalarını taktığı yerleri göstermemeye (kulak, gerdan, bilek vb.)
4) Koku sürünmemeye,
5) Kırıla-döküle konuşmamaya dikkat etmelidir.

Ey peygamberin hanımları, siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz; eğer Allah'tan korkuyorsanız, konuşurken kırıtmayın ki, kalbinde bir hastalık bulunan, kötü bir ümide kapılmasın. Güsgüzel, dosdoğru söz söyleyin!    

Hem vakarınızla evlerinizde durun da önceki cahiliyyet devri çıkışı gibi süslenip çıkmayın, namaz kılın, zekat verin, Allah'a ve peygamberine itaat edin! Ey Ehl-i Beyt (peygamberin ev halkı), Allah yalnızca sizden kiri uzaklaştırıp tertemiz pampak etmek istiyor. {6}

Misafir Geldi!  

Müslüman kadın, eşinden başkasının hizmetini yapmak mecburiyetinde değildir. Eşinin misafirleri, akrabaları kadının görevleri arasında yoktur. Özellikle vurgulayarak belirtiyoruz: Dinimizin Müslüman kadına, eşinin misafirleri için günlerce hazırlık yapması, onlar gelince de ayakta kalıp hizmet etmesi gibi bir emri yoktur. Kadın bunu yaparsa eşinin hatırı ve aralarındaki nikâhın gerektirdiği muhabbet için yapar. Bu, şu anlama gelir: İş yaptırma, karşılıklı bir muhabbetin gereği olarak yapılırsa zaten sorun olmaz. Hayır, erkek erkekliğini kullanarak misafirlerine hizmette kadını kullanacaksa İslam Şeriat’ı kadına böyle bir yükümlülük getirmemiştir. {7}

Eve misafir geldiğinde erkek erkeğe, kadın da kadın misafirine hizmet etmelidir. Erkek ve kadın misafirler ayrı ayrı yerlerde ağırlanmalıdır. Böylece karışık ortamdan kaçınılmış olur. Bu disipline riayet etmeyenlerle kotalı bir misafirlik uygulanmalıdır. Misafirliğe giderken aynı titizlik korunmalıdır. Yoksa hain olan bakışlar fitnenin tohumlarını ekmiş olur.

Erkek-kadın mahremiyetine dikkat edilmesi,  temiz düşünce yapısının oluşmasında, o da iç dünyamızın temiz bir şekilde imar edilmesinde etkili olacaktır.  Eğer bu noktadaki ilahî kanunlar hiçe sayılırsa kalbi kirli sulardan dezenfekte eden manevi filtreler çalışma ameliyesini yitirir, böylece günah senaryoları beyinde oynar. Bunun için de her bir erkek ve kadın, namaz kılmayı öğrenir gibi bu mahremiyet sınırlarını öğrenmeli ve uygulamalıdır

Talha Yiğit

______________________________________________________________________________

{1} Nûr, 24/31

{2} "Ben laik bir Müslüman’ım." diyen kadının durumu mercek altına alınır. Şöyle ki eğer bu kadın bu sözü, "Kim hangi dini yaşıyor ise ona karışmam." düşüncesi ile söylemiş ise nikâh sahihtir. Ancak bu sözü rejim olarak benimsediği için söyledi ise o kadında iman yoktur. Bu sebeple nikâh sahih değildir.

{3} Ahmed ibni Hanbel, 6/63

{4} Buharî, Nikâh, 112; Müslim, Selam, 8 2171 / Arapça metindeki "hamv" kocanın erkek akrabasına denmektedir. Kayınbirader ve kocanın amcasının oğlu vs.

{5} Evlendiği kadının kız kardeşi

{6} Ahzab, 33/32)

{7} fetvameclisi.com, Nureddin Yıldız